Sinsi Tehlike

Son günlerde gezme işini biraz artırdım ve daha fazla ziyaretler yapmaya başladım. Zira toplumun her tabakasından, her fraksiyondan, her ideolojik görüşten insan tipiyle konuşmak gibi bir alışkanlığım var uzun yıllardır. Buna rağmen, hayatım boyunca da hiçbir cemaat, tarikat vs. gibi bir oluşuma bağlılığım olmadı. Mesafeli durduğum yapılar olduğu gibi, şahsiyetini beğendiğim arkadaşlarım sebebiyle yakınlaştıklarım da oldu. Olaya toptancı bir anlayışla yaklaşmadan “Kişisel kalite” nazarıyla bakarak seçici oldum hep. Ancak bu yakınlaşmalar, hiçbir zaman bir intisap ve kabullenişe dönüşmedi. Çünkü tüm yapılara hep eleştirel bir gözle baktım ve ailemden edindiğim kırmızı çizgilerimin bu yapılarla belli bir noktadan sonra uyuşamayacağı aşikar olduğundan uzak kaldım veya uzak tutuldum. Bu durumun, topluma bakış noktasında objektif yaklaşım sergileme yönümü geliştirdiği kanaatindeyim. Herkese eşit mesafede durmanın böyle bir artısı var. “Benim adamım olsun da ne olursa olsun” anlayışı, uzak duruşumun temel etkenidir.

Bu genel çerçeve doğrultusunda, son dönemde dikkatimi çeken bir tehlikeyi paylaşmak istedim. Bunu yazarken kimseyi töhmet altında bırakmak istemem. Lakin şahit olduklarım beni buna mecbur bırakıyor. Bir Müslüman refleksiyle oluşabilecek tehdidin nasıl bir metotla düzeltilebileceğine akıl yormak gerekiyor.

Hayatının bir dönemini FETÖ (veya o günkü ismiyle cemaat) ile iltisaklı ve irtibatlı geçiren ve 15 Temmuz hadisesi sonrasında sessizlik yaşayan bir güruh var. Bu güruhun geneli ortalama Anadolu insanı. Allah adı nerede anılmışsa gitmiş ve hizmet ettiğini zannetmiş bir kitle. Herhangi bir örgütsel yapının içinde bulunmadıklarından, haklarında herhangi bir hukuki süreç işlemiyor. Bazılarının yakınları cezaevinde veya devam eden yargılamaları var. Bu durum da bu kişileri, olumsuz yönde etkileyen bir neden. Din adına uzunca bir dönem sömürülmüş olmanın verdiği ruhsal çöküntüyü yaşıyorlar. Yaşananları hayretle izleyen, yıllarca gönül ve emek verdiği yapının geldiği durumu anlamlandırmaya çalışan, verdiği emeğin zayi oluşunu ve birkaç soysuza peşkeş çekilişini hazmedemeyen bir kitle.

Bu kitleden görüştüğüm birçok kişide şöyle bir olumsuz durum tespit etmekteyim. Bu insanlar din adına hareket eden, ancak sorunlu bir dini yaşantıya sahip olan çevrelerindeki insanları örnek göstererek, dinden soğumaktalar. Bu insanlar, pireye kızıp, yorgan yakmaya başlamışlar. Camiye gitmekten imtina ediyorlar. Cuma namazına dahi gitmeyenler var. Toplumun herhangi bir kesimiyle diyalogları yok. Hızla asosyalleşiyorlar. Dinden ve dindarlardan gitgide uzaklaşan ve sürekli siyasetle yorumlanması gereken meseleleri bile din üzerinden yorumlamaya kalkan travmatik bir ruh haline bürünmüş durumdalar. Korkuyorum ve üzülüyorum ki, bu gidişle bunların birçoğu, geçmişte gıpta edilen amellerini (teheccüd kılmak gibi) terk ettikleri gibi, imanlarını da terk edecekler, farkında olmadan. Yaşanan tüm hadisatın bir imtihan olduğunu fark edemeyecek bir ruh halindeler. “Kiminizi, kiminizle sınarız.” ayetini anlayamamış durumdalar. Bunlara, “İslam’ı Müslümanlara bakarak yargılamamak lazım” dense de pek dinler bir görüntüleri yok. Sürekli İslam ve Müslüman eleştirisi yapıyorlar ve bunun dışında bir hayat yokmuş gibi davranıyorlar. Adalet örneği çerçevesinde Batı’yı öven ve Batı medeniyetini alkışlayan bir duruma gelmiş haldeler, maalesef. Zannımca derin bir ruhi bunalımın tezahür edişi bu.

Velhasıl, şu üç yıllık sürecin bize getirdiği bir yeni durum da bu. Galiba böyle böyle Müslümanların hareket alanı daha da daralacak. Endişem, bir takım sapkın anlayışların bu yolla sinsice adam devşirmeye başlamış olması. Cürümler işleyen sözde Müslüman kitlenin örneklik teşkil edemeyişini kullanan bu oluşumlar, başımızı ciddi şekilde ağrıtacak gibi duruyor. Allah’ın, hurafelere bulaşmamış tertemiz dinini anlamamak ve yaşamamak noktasında ne kadar inatçıyız! Kur’an’dan ne kadar uzağız. Hak ve sabır tavsiyesi dinlemekten ne kadar kaçar olmuşuz. Allah’ın dinini yaşayarak örnek olmak nefislerimize ne kadar ağır geliyor. Bizi öldürmeye gelenleri değil diriltmek, biz öldürür hale gelmişiz. Sanki artık din adına bir şey duymak istemez bir halimiz var.

Bu, son zamanlarda üzerinde sıkça düşündüğüm ve çözüm bulmakta zorlandığım bir konu. Sizlerden de düşünmenizi istirham ediyorum.

Tüm insanlığa hayırlı olmak için yarışan kullardan olmak dileğiyle,

Allah’a emanet olunuz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.