Hüseyin Yılmaz
Roma Notları -6-
(Roma Sokaklarında Bir Ömür Muhasebesi)
Roma ile ilgili tefekkür yolculuğumuza, kaldığımız yerden devam ediyoruz. Karşımızda duran Roma, gerçekten bambaşka bir şehir. Ancak bugünün o büyüleyici manzarasının arkasına gizlenmiş tarihi deşelediğinizde, karşınıza bambaşka bir gerçek çıkıyor: Burası aslında zamanında zalimliğin ve zulmün zirve yaptığı bir şehir. İnsanların arenalarda sadece eğlence uğruna birbirlerini katlettiği, hak, hukuk ve adaletin ayaklar altına alındığı bir geçmişten bahsediyoruz. Gücü elinde bulunduran Sezar’a karşı oluşturulan o meşhur senatoda bile, ülkeyi yöneten senatörlerin rüşvetle, yalanla ve dolanla hayatlarını devam ettirdikleri kirli bir düzen hâkimmiş. Tabii ki bunlar bizim medeniyet tasavvurumuzda asla kabul edemeyeceğimiz, arzu etmediğimiz karanlık sayfalar.
Madalyonun diğer yüzünü çevirip bugüne baktığımızda ise şehir olarak son derece düzenli, tertipli ve tarihlerine her şeye rağmen sahip çıkan bir Roma görüyoruz. Sokaklardaki o asırlık düzen ve tertip gerçekten hayranlık uyandırıcı. Hayat, kendi içinde muazzam bir ahenkle akıp gidiyor. Dikkatimi çeken bir diğer husus ise insanların fiziksel durumları oldu. Akdeniz beslenme tarzının bir lütfu mu, iklimin bir etkisi mi yoksa sağlıklı beslenme bilinci mi bilemiyorum ama Roma’daki insanlar son derece fit ve sağlıklı. Sokaklarda aşırı şişman, obez diyebileceğimiz kişilere neredeyse hiç rastladık. Spor, günlük hayatlarının vazgeçilmez bir parçası haline gelmiş; düzen ve disiplin adeta yaşam tarzlarına sirayet etmiş.
Şehrin sokaklarında yürürken, memleketimiz Kahramanmaraş’ta olduğu gibi boydan boya uzanan ulu çınar ağaçları selamlıyor bizi. Akdeniz ikliminin o tanıdık akasyaları, uzun caddeler boyunca şehri süslüyor. Ağaçları izlerken fark ediyorum ki, hayat aslında dünyanın her yerinde aynı özü taşıyor. Bazen tarihin o soğuk ve acımasız tarafları binaların kurşun izlerinde karşımıza çıkarken, diğer taraftan hayat olumlu ve canlı rengiyle akmaya devam ediyor.
Roma’da aniden bastıran yağmur da tıpkı bizim bildiğimiz, memleketimizde hissettiğimiz yağmur gibiydi. Allahu Teâlâ, rahmetini yeryüzünün her yerine, ayrım yapmaksızın yağdırıyor. Kuluna düşen ise o rahmetin altındaki hikmeti görebilmek. Tam o esnada üstad Sezai Karakoç'un o naif dizeleri düşüyor gönlüme:
İyi ki bilmiyor kalabalıklar,
Yağmura bakmayı cam arkasından,
İnsandan insana şükür ki fark var;
- Birine cennetse, birine zindan –
İyi ki bilmiyor kalabalıklar.
Üstadın dediği gibi; kalabalıklar yağmura sadece kaçılması gereken bir ıslanma, hayatın akışını bölen bir gürültü gibi bakadursun; biz o damlalarda gökle yerin imrendiren buluşmasını, coğrafyalar değişse de değişmeyen o ilahi adaleti ve merhameti soluyorduk. Roma sokaklarını yıkayan her damla, sanki tarihin o kirli, kanlı sayfalarını temizlemek ister gibi asırların üzerinden süzülüyordu.
Yollarda yürürken, asırlara meydan okuyan eski evleri ve mimariyi inceliyoruz. Önünden geçtiğimiz, mimarisiyle göz dolduran bir evin fotoğrafını çekip yapay zekaya yükledik ve bize bu yapı hakkında bilgi aktarmasını istedik. Aldığımız cevap oldukça sarsıcıydı: "Sıradan bir Roma evi..." İşte bu cevap beni çok derin düşüncelere sevk etti. Sıradan dedikleri ev, asırlık bir tarihe ev sahipliği yapıyordu. Avrupalı, kendi medeniyetine ve uygarlığına yüzyıllardan beri işte bu şekilde sahip çıkıyor; sıradan bir evini bile asırlar boyunca dimdik ayakta tutmayı başarıyor. Peki, biz kendi köklü mirasımıza, tarihimize ne kadar sahip çıkabiliyoruz? İşte burası zihinlerimizde büyük bir soru işareti olarak kalıyor.
Roma’nın o meşhur yağmurları altında ıslanmamız da, bir saçak altına sığınmak için koşuşturmamız da aslında hayatın o samimi ve canlı akışının birer parçasıydı. En nihayetinde kendimizi yağmurdan korumak adına sıcak bir kafeye attık. Tabii buralarda bizim kültürümüzdeki gibi demli, taze çaylar bulmak mümkün değil. Sallama çaylar eşliğinde yaptığımız mütevazı kahvaltımızla, hem bedenimizi ısıttık hem de bu kadim şehrin bize sunduğu ibretleri yüreğimize not ettik.
Roma'nın taşları arkasındaki zulmü unutmadan, bugünün düzeninden dersler çıkararak yolculuğumuza devam ediyoruz.
Selam ve dua ile...
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.