Hüseyin Yılmaz
DÜNYA
Uyku ile uyanıklık arası... Uyku mahmurluğundan kurtulmak ve son derece rikkat ile hayata bakmak; hayatın aslında bir oyun, bir eğlence olduğunu bilerek hayattan haramlarla zevk almanın yerine, hayatın gerçekten yalan olduğunu bilerek bu pencereden bakmak hayata; aileye, işe, makama ve paraya...
İnsanın şeytanla mücadelesinde karşısına çıkan kuvvetli çeldiricilere dikkat etmesi gerekir. Dikenli bir yolda ayağımıza dikenlerin batmaması için nasıl dikkat ediyorsak —veya daha da fazlası— geceleyin tipiye tutulmuşken, göz gözü görmüyorken önünde gidenin ayağının bastığı yeri görmeye nasıl dikkat ediliyorsa... Bilir ki; onun attığı adımın yerine kendi adımını atamazsa, bir anlık bir gözden kaçırma olursa, bir gafletle göz yumup açıncaya kadar takip ettiği kişiyi gözden kaçırırsa o tipide yolunu kaybedecek ve sabaha canlı çıkamayacaktır. İşte bu kişinin dikkatiyle; hayatın bir oyun ve eğlence olduğunu bilerek yaşarken, bir anlık gafletten, göz açıp kapayıncaya kadar dahi olsa nefsimizle baş başa kalmaktan korkarak ve her an Yüce Yaratıcımızın yardımını dileyerek hayata bakış açısı kazanmak...
Kazandığı bu beceriyi ömür boyu devam ettirebilmek ve bu kazanımın sahipleriyle; salihlerle, sadıklarla, güzel insanlarla beraber olarak dünyanın boş şeylerinden yüz çevirmiş halde Hakk için, Hakkıyla yapmak... Bir bilgenin ifadesiyle: "Yaratılış gayesini bilerek gereğini ifa etmek." Tüm çeldiricilerin cazibesine kapılmadan insanî ve islamî bir hayat yaşamak... Ecelin geleceği son ana kadar.
Ne mutlu böyle bahtiyarlara ve bunlar gibi olmaya çabalayanlara! Onların Hakk ile buluşacağı, Mevlânâ Hazretlerinin ifadesiyle o "Düğün Gecesi"nde (Şeb-i Arus) kendine eşlik edecek olanlar salihler ve sadıklardır. Son nefeste Hakk'ı söyleyecekler, sevgili yoldaşlarına yani sana Hakk'ı söyletmek için çabalayacaklar.
Gelsin Yasinler, Fatihalar,
Pervazlara konsun güvercinler.
Hakk'a yürürken bu nurlu yolda,
Şahitlik etsin tüm müminler.
Ne kadar da uzattık bu son nefesi değil mi? Tam da dünyalık işlerimizde böyle değil mi işte? Çeldiriciler her an önümüzde çelme takmaya hazırlar. Aman ha dikkat! O kadar da önemli bu son nefes. "Allah" dedin; cennete, Rabbimizin cemalini görmeye adım attın. Diyemedin; eyvahlar sana... Yine Mevlânâ Hazretlerinin şiirindeki gibi:
"Cenazemi görünce 'ayrılık ayrılık' deme,
Benim buluşmam, görüşmem o zamandır.
Tabutum yürüyünce 'yazık yazık, vah vah' deme;
Şeytanın tuzağına düşersen yazık o zamandır."
Yüce Mevlâ ile beraber olmak istiyorsan, o zaman ölmeden önce de dilinde Mevlâ, gönlünde Mevlâ, işinde Mevlâ, eşinde Mevlâ olmalı. Mecnun’un "Leyla, Leyla" dediği gibi dağlarda, taşlarda bulursun sen de Mevlâ’yı son nefeste.
Ya Hak! Nasip et Hakk’a vuslatı bize; dilimizde ikrar, kalbimizde tasdik ile: "Allah, Allah, Allah!" Perdeler kalkar gözlerinden, ruhun yükselirken göğe... Feryat figan ederken sevdiklerin senden ayrılığın acısıyla, sen tahtına kurulmuşsun; dünyanın yalanlarından kurtulmuş, gerçek olana geçmişsin. Melekler yoldaşın... Ve yalan dünyadaki eşine, dostuna, çoluk çocuğuna şöyle diyorsun: "Gel aldanma dünyanın sahte güzelliklerine, elinin tersiyle it! Bir an bile gafil olma Hakk'tan. Senin de geleceğin yer burası." Tipinin ortasındaki o yolcu gibi dikkat et; aman ha aman! Ayağın kaymasın, düşmeyesin çukura. Ne olur iyilerle, doğrularla, güzel insanlarla bir ol, birlikte ol. Yüce Yaratıcımızın buyurduğu gibi: "Gir cennetime!" (Fecr, 30)
Bu ayetin muhatabı olmak istiyorsan elinden gelenin en iyisini yap. Yaratılış hikâyeni bil, yolunu ona göre çiz. Yolun açık, gönlün huzurlu olsun...
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.