1. Haberler

  2. Gündem

  3. İhtiyaç vardı ve destekliyorum
İhtiyaç vardı ve destekliyorum

İhtiyaç vardı ve destekliyorum

Yeni Yargı Reformu Paketini değerlendiren Avukat Cevdet Özdemir, yargı reformuna ihtiyaç olduğunu ve desteklediğini söyledi.

A+A-

YARGI REFORMU GEREKLİ MİYDİ?

Ülke olarak şöyle 4-5 yıllık süre müddetince yaşadıklarımızı düşünürsek kesinlikle gerekli olduğu düşünüyorum. Bununla beraber çağımızın en önemli gerekliliği hızlı ve doğru karar alabilmedir. Yargı reformu paketinde bulunan seri muhakeme usulü ve basit yargılama usulü, tam olarak günümüz gerekliliklerini karşılayan ve çağdaş hukuk sistemlerinde tecrübe edilmiş unsurları içermektedir. Yargının; hakları kazanmak için hızlı ancak kamuoyu vicdanını rahatlatmak için tarafsız ve etkili olması gerekir. Etkili, bilimsel, hızlı, tarafsız ve yalın bir adalet mekanizmasına sahip olmak zorundayız.

Önemle belirtmek isterim ki: Ülkemizin bağımsız, tarafsız ve güçlü bir adalet sistemine kavuşması öncelikli hedeflerimiz arasında olmalıdır. Keza her vatandaşa eşit mesafede, bilimsel, anlaşılabilir, karmaşıktan uzak ve yalın bir hukuk sistemine ve buna bağlı adil bir ceza yargısına, adalet sistemine sahip olmak olmazsa olmazlarımız arasında yer almalıdır. İnsanlık tarihinden bu yana biliyoruz ki uzun süre ayakta durmuş ve hüküm sürmüş devletler, güçlü, tarafsız, hızlı ve adil bir yargı sistemine sahip olmuşlardır. Adaletten uzaklaşan devletler yıkılmaya mahkum olmuşlardır.

Vatandaşın adalet talepleri en temel haktır. Kendisine bir haksızlık yapıldığında, bir hakkı gasp edildiğinde adalet sistemi tarafından yapılan haksızlığın önleneceğine, bertaraf edileceğine ve hakkının kendisine teslim edileceğine her bireyin şüphesiz, inancı ve güveni tam olmalıdır.

YARGI REFORMUNU DESTEKLİYOR MUSUNUZ?

Yargı Reformuna ihtiyaç duyulduğu muhakkak olduğundan tabi ki de destekliyorum. Reform paketi, elbette ki çözüm üretmek maksadıyla ve iyi niyetle hazırlanmıştır. Ancak uzun yıllar avukatlık mesleğini icra etmiş biri olarak, eksikliğin sadece yasalardan kaynaklanmadığı, uygulayıcıların yeterli eğitilmediğini ve eğitilseler dahi her insanın yasa uygulayıcısı olamayacağı, bir başka değişle hakim, savcı ve avukatların kişiliklerinin de mesleğe uygun olması gerektiğini, mutlaka sosyal hayatı ve eşyanın tabiatını da bilmeleri gerektiğini savunmaktayım. Bu bağlamda hukukçuların da zihniyetlerinin değişmesi gerektiğini düşünüyorum. Yargı Reformu Strateji Belgesinde belirtildiği gibi, Hak ve özgürlükler alanında mevzuat iyileştirmeleri ne kadar önemli olursa olsun, reformların başarısında belirleyici olan uygulamadır.” Dolayısıyla yasalarda ne kadar reform, iyileştirme yapılırsa yapılsın, bu yasaları uygulayan hakim, savcı ve avukatların kafalarında “insan hakları”, “hukukun üstünlüğü”, “insana saygı ve dürüstlük” konularında değişim yapılmadıkça başarıyı yakalama imkanı olmayacaktır.

Öte yandan mevcut adalet mekanizması tatmin edici ve yeterli olmadığından özellikle 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra alınan tedbirlerden en çok etkilenen kurumların başında adalet dağıtan birimler gelmiştir. Alınan kararlar ve hızlıca çıkarılan KHK lar her ne kadar devlet refleksine uygun olduğu nitelendirilse de gerek evrensel hukuk bağlamında gerekse kamuoyu vicdanında tatmin edici olmamıştır. Bu nedenle günümüz gereklilikleri çerçevesinde “reform” olarak nitelendirebileceğimiz değişikliklerin yapılması gerekliydi. Bu çerçevede şu ana kadar büyük bir konsensüs etrafında şekillenen ve devam edecek yargı reform paketlerinin mecliste de aynı desteği alarak kanunlaşmasını önemsiyorum. 

SİZİN İÇİN EN ÖNEMLİ GÖRDÜĞÜNÜZ AÇILIM NEDİR?

Değişiklikler 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun  ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nda yer almaktadır.

Göze çarpan en önemli değişiklikler Bölge Adliye Mahkemelerinde kesinleşen kararlara karşı temyiz yolunun açılması, Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.” ifadesinin; TMK’nın 7. maddesinde düzenlenen, “terör örgütü propagandası yapma” suçuna eklenmesi. CMK’nın 102. maddesinde düzenlenen tutukluluk süreleri soruşturma evresi için de ayrıca düzenlenmiştir. Buna göre anılan maddeye eklenen 4. fıkra ile soruşturma evresinde tutukluluk süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler bakımından altı ayı, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler bakımından ise bir yılı geçemeyecektir. TMK kapsamında bir yıl iken, altı ay daha uzatılabilecektir. Hukuk mesleğine giriş sınavı vs.

YARGI REFORMU KAPSAMINDA GETİRİLEN AVUKAT HAKLARI HAKKINDA NE SÖYLERSİNİZ?

Reform paketinde avukatlara yönelik olarak sadece hususi pasaport verilmesi hakkı tanınmıştır. Sayın Adalet Bakanı’nın da avukat olduğunu düşünürsek pakette sadece tek bir maddenin bulunması eksik ve yetersiz olmuştur. Bu nokta acilen Barolar Birliği ile ortak çalıştaylar düzenlenerek “savunmanın” en önemli aktörü olan avukatların olması gereken hakları elde etmelidir.

YARGI REFORMU PAKETİ İLE BİRLİKTE METİN FEYZİOĞLUNA BİR KISIM BAROLARDAN TEPKİ GELDİ. SİZCE SEBEPLER İNELERDİR?

Sayın Feyzioğlu birçok konuda Adalet Bakanlığı ile iletişim kanallarını açık tutarak mevcut sorunları çözmeye çalışmaktadır. Ancak unutmamak gerekir ki kendisi, kimsenin karşısında önünü iliklemeyen on binlerce avukatı temsil etmektedir. Bununla beraber ne bir siyasi partinin üyesi ne de mevcut makamıyla bir ideolojinin savunucusu pozisyonunda değildir. Avukatlık mesleği özü itibariyle tabiri yerinde ise hakkı çiğnenmiş olanların haklarını geri alması için canla başla çalışması gereken nitelikte bir meslektir. Böyle olunca her kuruma ve her siyasi düşünceye mesafeli olunması gerektiğini düşünüyorum. Her an karşı durmak, eleştirmek, uzlaşı kanallarını tıkamak ve olumlu davranışı takdir etmemek de doğru değildir. Sayın Fevzioğlu’nun uzlaşmacı tavrını benimsiyorum.

REFORMUN ÜLKEYE KATTIĞI DEĞER NEDİR? EKONOMİYE KATTIĞI DEĞER NEDİR?

Hukuk Devleti anlayışından uzaklaşma algısını bertaraf etme,dış dünyanın ülkemize karşı olumsuz düşüncelerini  değiştirme, Özellikle 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünden sonra oluşan gergin havayı dağıtma anlamında katkı sağlayacağını düşünüyorum.

Sizce adalet mekanizması, yapılacak reform paketleri ile mi dizayn edilmeli; yoksa yargı organlarında kanunları yorumlayan adalet dağıtıcı pozisyondaki kimseleri gerekli nitelikte eğiterek mi?

Lise çağına kadar yalnızca test çözerek hukuk fakültelerine yerleşen öğrenciler, fakülte yıllarında okulu tamamlamakla geçen süre zarfında da hukukçu olma yolunda yeterli eğitim alamamaktadırlar. Muhakeme yeteneği ve düşünme becerisi gelişmeyen öğrenciler, felsefe, sosyoloji, psikoloji gibi alanlarda ad yeterli eğitim almamaktadırlar. Bu nedenle hukuk öğrencilerinin kaliteli ve çok yönlü bir öğretim görerek nitelikli hukukçu olabilmeleri mümkündür. Şunu da ifade etmeliyim ki her yerde her şehirde hukuk fakülteleri, büyük şehirlerde ise onlarca hukuk fakülteleri açılmış bulunmaktadır. Öğretime ilişkin hiçbir planlama yapılmadan bu derece kalitesiz çok sayıda hukuk fakültesi mezununun ortaya çıkmasına sebebiyet verildi. Dolayısıyla öncelikli olarak bu hukuk fakültelerinin açılmasını engellemek, belirli kriterleri karşılayamayan hukuk fakültelerini ise derhal kapatmak gerekir.

SİZCE YARGIDA REFORM PAKETİ MEVCUT MEVZUATIN TEKRARI MIDIR?

Şu an sunulan pakette birebir tekrarı olan bir madde mevcut değildir. Kanaatimce tekrar eden maddeler değil; yanlışlardan dönülme düşüncesiyle tekrar tekrar yargının yeniden dizayn edilme düşüncesidir. Ne zamanki hukukun temel ilkelerini korumak ve kollamak gerektiğini haksızlık ve hukuksuzluğa uğradığımız zaman değil de her zaman ihtiyacımız olduğunu anladığımız zaman reform paketlerine ihtiyacımız kalmayacağını düşünüyorum.

Anladığımız kadarıyla şu an meclise sunulan yargı reformu paketi aslında Sayın Cumhurbaşkanı’nın konuşmalarında belirttiği üzere 2023’e kadar yapılması planlanan paketlerden ilki olmaktadır. Sizce devamı gelecek paketlerde öncelik olarak hangi hususlar yer almalı, bu konudaki tavsiyeleriniz nelerdir?

Şahsen ilk olarak düzenlenmesi gereken alanlardan biri de HSK’nın yapısı olduğunu düşünüyorum. HSK yapısından kaynaklanan sebeplerle hakim ve savcıların siyasallaşma riski vardır. En önemli düsturu tarafsızlık ve bağımsızlık olan “kürsü”nün içine siyasetin girmesi; mülkün temeli olan adaleti zedeleyecektir. Nitelikli hakim, savcı ve avukatların yetişmesi anlamında acilen radikal kararlar alınması gerektiğini düşünüyorum. Bireylerin şahsiyetini tekâmül ettirmesi ve dolayısıyla demokratik toplumun gelişmesinin temel koşulu olmasına bağlı olarak, ifade özgürlüğü alanını genişletecek ya da bu özgürlüğün güvencelerini artıracak adımların her fırsatta atılması, yargı reformlarının öncelikli hedefleri arasında yer almaktadır.

Yargıda reform paketi, AB’yle üyelik müzakereleri kapsamında hazırlandığı söylenmektedir. Sizce bu paket ve gelecek paketlerle AİHM’deki davalarda ülkemizi tazminata hükmeden hak ihlalleri kararları azalacak mıdır?

Öncelikle belirtmek gerekir ki her dosya kendi içinde ayrıdır. AİHM’de görülen her bir dosyayı ayrı ayrı tartışmak gerekir. İç hukuk yolları tüketilerek AİHM’e giden dosyalar en son olarak AİHM’in  karara bağlanmaktadır. Tabi burada iç hukuk yollarında geçtiği süreci ele almak gerekmektedir. Burada yargı reformu 1.paketinde çok önemli bir düzenleme yer aldı. O da kesinleşen Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına karşı temyiz yolunun açılmasıdır. Ayrı bir tartışma konusu olmakla beraber kısaca belirtmek gerekir ki hain darbe girişiminden sonra yargı acele ile yeniden dizayn edilmiş, çok genç ve tecrübeden yoksun hakimlerimiz kürsüye geçmişlerdir. Bu noktada alınan kararların hukuki vicdanı tatmin etmediği herkesin malumuydu. Ve bu kararlar da Bölge Adliye Mahkemelerinde gerçek anlamıyla incelenemiyordu. İşte bu nokta da yeni düzenleme ile beraber hak ihlalleri AİHM’in önüne gitmeden Yargıtayın önünden geçecektir. Böylece AİHM’in önüne gitmeden birçok dosyanın bozulacağını düşünüyorum.

Son olarak şunu ifade etmek isterim ki donanımlı hukukçu yetiştirmediğimiz ve hukuk uygulayıcılarının düşüncelerinde devrim yaratmadığımız sürece, yalnızca yasaların değiştirmesi ve ilave yasa çıkarmamızla yargı sistemi alanında bir yere varamayız.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.