Ahmet Doğan İlbey

Ahmet Doğan İlbey

Hürriyet’ten “domuzcuk” üstüne masal kitapları

Kemalist ve altı ok’çuluğu tescilli, zina ve ahlâksızlık propagandacısı Hürriyet’in domuz reklâmcılığında da sabıkası çok. 2010’lu yıllarda yayın hakkını aldığı Egmont Yayıncılığın çocuklar için hazırladığı kitaplarda domuz sevimli ev hayvanları olarak gösteriliyor.

 

İslâm düşmanlığı aşılayan bu kitaplardan sadece biri olan “Tanrıya Nereden Gidilir?” masalı insanı dehşete düşürüyor. Hülâsa ettiğimiz şu satırları okurken irkiliyor insan:                                                                                                          

 

“Domuzcuk ve kirpi evden çıktıklarında birileri kulübelerinin duvarına bir afiş yapıştırmıştı. ‘Tanrı’yı bilmeyen, bir şeyleri kaçırıyor demektir’ yazıyordu. Kirpi; ‘Domuzcuk, Tanrı’yı tanıyor musun?’ ‘Hayır.’ ‘Ben de’ dedi Kirpi. Tanrı’yı aramaya karar verdiler. Domuzcuk, ‘Tanrı’yı nerede bulabiliriz?’ diye yolda rastladıkları her hayvana sordu. Tanrı hakkında kimse bir şey duymamıştı. Sadece kurnaz Tilki: Tapınak dağının tepesinde ona büyük evler inşa ettiler, Tanrı orada yaşıyor.” Domuzcuk ve kirpi dağa tırmandıklarında çok büyük üç tane ev gördüler. ‘Bay Tanrı bu evlere ihtiyaç duyduğuna göre dev gibi bir şey olmalı’ dedi Kirpi. Karşılaştıkları tuhaf kılıklı birine ‘Tanrıya nereden gidilir?’ diye sordu Domuzcuk. ‘Bu câminin içinde Efendimiz Allah’la karşılaşabilirsiniz’ dedi adam. O bir müftü, yâni İslâm bilginiydi. ‘İçeri gelin!’ dedi. Domuzcuk ve Kirpi, câmiye girerler. ‘Allah’ı bilmek için Müslüman olmanız gerekir!’ dedi müftü. ‘Nasıl Müslüman olunur?’ diye sordu Kirpi. ‘Önce islâmî sadakat sözünü tekrarlamanız gerekir, sonra Allah’ın emirlerini yerine getirmelisiniz. Günde beş kere ibadet etmelisiniz!’ ‘Beş kere mi?’ diye sordu Domuzcuk. ‘Evet’, dedi. ‘Önce kendinizi iyice yıkamalısınız!’ ‘Kendimizi günde beş kere yıkamak mı?’ dedi Kirpi. ‘Bu, haftada otuzbeş kere, ayda yüzelli kere yıkanmak demek!’ Domuzcuk; ‘Acaba Bay Tanrı’nın temizlik takıntısı mı var? Kirpiyle haftada bir kere küvete girmek yeterli. Kesinlikle günde beş defa ibadet etmem!’ dedi. Müftü; ‘O zaman Müslüman olamazsın! Efendimize boyun eğmezseniz, sonunuz cehennem olur ve cehennem ateşinde sonsuza kadar pişersiniz!’ Küçük Domuzcuk; ‘Sadece kendimizi yeteri kadar sık yıkamadığımız için mi? ‘Allah’ın peygamberi Muhammet’e verdiği emirlere uymadığınız için!’ dedi müftü. Domuzcuk; ‘Peki, bunu sizin Muhammet’inizin uydurmadığını nereden bilelim? Belki de o peygamber değildi, sadece sizinle eğleniyordu...’ Müftü; “Sizi kahrolası inançsızlar!” diye haykırdı. İkisi birden hızla câminin kapısına yöneldiler. Kirpi ve Domuzcuk; ‘Tapınak dağındaki insanlar gerçekten çıldırmış! Gerçekte Tanrı’nın olmadığına inanıyoruz’ dediler. Sonra güneşe bakarak şarkı söyledi Küçük Domuzcuk: ‘Tanrıya bağlılık /Kötü büyüdür, ya da bir şaka / Hahamlar, papazlar, imamlar / Çıplak maymundurlar senin ve benim gibi / Tek fark; onlar uçuşan hayaletler görürler / Ve komik şapka ve kıyafetler giyerler / Onlar Domuzcuk’u kandıramazlar.”

Dehşet ve zehir saçan sadece birkaç satır bunlar. Bütünü okunduğunda yer sarsıntısı gibi sarsıyor okuyanı. Bu sarsıntıya körpe dimağlar nasıl dayanır?                    

 

“HİZMETTEN BAŞKA NE YAPMIŞ İNSANLARA DOMUZCUK?”               

 

Sosyalist solcu ve İslâm aleyhtarı Nihat Behram’ın “Haber Sol” da (4 Mayıs 2011) yazdıkları, Hürriyet’in domuz masallarıyla birebir aynı:

 

“Şu domuzun insanlığa hizmetine bak, bir de insanoğlunun domuza eziyetine! Özellikle de Müslüman ve Musevi âleminde ‘haram’ yasağıyla lânetlenmiş bu hayvancığın önünde insan olarak şahsen ben acıma ve mahcubiyet dışında bir duygu taşımam. Nasıl acımayayım ve nasıl mahcup olmayayım? Nereye baksam saygı ve şükran gerektiren izi var. O yine de, Müslüman ve Musevi âleme yaranamaz, adı ‘haram’la birlikte anılır. Hizmetten başka ne yapmış insanlara domuzcuk? Yeryüzünün en sempatik ve en zeki yaratıklarından olan bu hayvancığa karşı Müslüman ve Musevî âleminde insanlara daha çocukluk yaşından kin, nefret ve iğrenme duygusu aşılanır.”                                        

 

Velhâsıl, Masonlar gibi her koldan girmeye çalışan domuzseverlere dikkat edilmeli.

-------------------------------------------

ŞEHR-İ MARAŞ’TA “EHL-İ BEYT AŞKINA” HÛ DENİLDİ VE AŞÛRE DAĞITILDI

Hicrî 1439 sene-i devriyesi dolayısıyla 28 Eylül 2017 tarihinde KSÜ Konferans salonunda yapılan “EHL-İ BEYT AŞKINA” programı, takdimi yapan KSÜ’de uzman Mehmet Yaşar’ın Hz. Hüseyin mersiyeleri okumasıyla başladı. Ardından KSÜ öğr. gör. Arif Yücel’in Kur’an tilavetiyle gönüller Ehl-i Beyt sevgisiyle hüzünlendi.

Programın konuşmacısı Türkiye Yazarlar Birliği Kahramanmaraş Şube Başkanı, KSÜ öğr. gör. İsmail Göktürk ehl-i beytin aşkının mâna ve değerinden gönüllere şifa veren konuşma yaptı.

Türkiye Yazarlar Birliği K. Maraş Şubesi, KSÜ Kültür ve Medeniyet Topluluğu, Mostar Gençlik ve Genç Fikir Derneği’nin ortaklaşa düzenlediği bu güzide programın konuşma bölümünün ardından tasavvuf mûsikisi faslı başladı. Tamburun iki ustası öğr. gör. Arif Yücel ve öğr. gör. Ahmet Görüzoğlu ehl-i beyt aşkını dile getiren ilâhîler icra etti. Gönülleri âbad eden programın bitiminden sonra dinleyicilere ve talebelere aşûre ikramı yapıldı.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.