Ahmet Doğan İlbey

Ahmet Doğan İlbey

Fikir üstü sille yazıları-1

“Hep Cehape’ye sille çekiyorsun” diyorlar. Onun için önce iktidardan başlayalım sille atmaya. Sillelerimiz siyasî, nefsî ve indî değildir. Hakk ve halk içindir, memleket ve millet içindir, Dolayısıyla fikirlidir. 

 

1 Ocak 2019 tarihli gazeteler şöyle bir başlık atmıştı: “TRT-2’den 50 milyon kişinin izlediği yeni yıl konseri.” Devamını okuyalım:

 

“Viyana filarmoni orkestrası bir klasik haline gelen yeni yıl konserlerine 2018'in ilk saatlerinde bir yenisini daha ekledi. geniş bir repertuvara sahip orkestra bu sene avusturyalı bestekar johann strauss'un eserlerine yer verdi. 1993'ten bu yana beşinci kez bu etkinlikte yer alan italyan maestro riccardo muti ve ekibi seyircilerin de katılımıyla müzikseverlere unutulmaz bir gece yaşattı. Seyirciler arasında dünyanın en genç başbakanını unvanını alan sebastian kurz ve hollanda başbakanı mark rutte de yer aldı. konserin 90'ı aşkın ülkede 50 milyon kişi tarafından izlendiği açıklandı.”

 

Bu haberi okuyunca “lâ havle…” çekmez misiniz? Müslümanla aynı mânaya gelen Türk milletinin vergileriyle varlığını sürdüren devlet televizyonunda, hele de milletin oylarıyla iktidar olanların idaresinde olan TRT-2’de “yılbaşı” denen ecnebi âdeti bir gecede millete hakaret edercesine “Viyana Flarmoni…” adlı bilmem ne konseri yayınlanır mı? Akıl kârı değil bu iş…

 

Milletin hoşlanmadığı, yabancı saydığı “Yılbaşı gecesi” niye yayınlanır? Hiç tarzım değil ama argo tabirle millete “gıcık” vermekten başka bir şey değil bu… Bari o meşum gecede koymayın bu konseri.  Akılsız, mantalitesiz adamlar… Protesto ediyorum sizi.   

 

İktidara bir sille daha: Bu ülkede Kültür Bakanlığı var mıdır? Varsa ne iş yapar? Bu ülkede millî Eğitim Bakanlığı var mıdır? Varsa ne iş yapar? Atatürkçülük ders kitaplarından çıkarılsa ne olur?” diye layiha yazdık… Aday telaşından ilgi duymadılar yahut sual ağır geldi herhalde… “Toplumsal cinsiyet eşitliği eğitim projesi” nin okullara sokulmasının çok tehlikeli olduğuna dair layiha yazmıştık… Üstünkörü beyanatlarla geçiştirildi. Beyanatlar net olmalı…

İktidara attığım silleler şimdilik dostâne ve yumuşaktır… 

 

Gelelim Cehape’ye… Bu partiye sillem daima şiddetli ve serttir. Sebebi uzun (doksan yıl kadar) bir mevzu. CHP'li Edirne Belediyesi Yunanca yeni yıl afişinde Edirne için Bizansca "Adrianopolis" ifadesini kullanmış. Lâ havle velâ…” dedik ve fakat  "Biraz dil bilimini araştırırlarsa böyle olduğunu bileceklerdir, doğru olanı yaptım." Deyince sinirlerimiz iyice bozuldu. (7 Ocak 2019 tarihli gazeteler)                                    

 

Cehape’nin aklının dibini âcizâne iyi bilenlerden sayılırım. Doksan senedir huyu, ahlâkı, cibiliyeti ve düşüncesi hiç değişmiyor. Yunus Emre Hazretlerinin mısraları acep bu kafasız zümre için mi yazılmıştır?

 

“Kara taşa su koyarsan / elli yıl ıslatır isen / o taş yine kas katıdır / hünerli taş olur değil / taştan çıkar türlü sular / ayağında neler pişer / câhil gönül taştan beter / yola gelmez gelir değil…

 

İnsanların kara câhilliği ve bilmediğini bilmezlerin eblehliği anlatılıyor.  Cehape de böyle değil mi? Değiştiğini iddia eder. Millete şirin gözükmeye çalışır. Fakat gördüğünüz gibi üstünde elli sene su aksa, yıkanıp temize çıkamıyor. Huyu, yâni düşüncesi ve dünya görüşü değişmiyor.

 

Buna dair bir başka fiilini gösterelim. 24.11.2018 tarihli gazetelere bakınız: “İzmir’in Seferihisar Belediyesi geçtiğimiz yaz Yunanistan'daki yangında ölenler anısına bir hatıra ormanı oluşturdu. Belediye tarafından belirlenen alana, felakette ölen her bir Yunan vatandaşı için bir fidan dikildi. Yunanistan'ın başkenti Atina yakınlarındaki Mati Attiki bölgesinde geçtiğimiz 23 Temmuz günü çıkan yangında 100 kişi hayatını kaybetmişti. Ölenler anısına Seferihisar'da bir hatıra ormanı oluşturmak için fidan dikim töreni düzenlendi. Seferihisar Belediye Başkanı CHP'li Tunç Soyer, Yunanistan İzmir Başkonsolosu Argyro Paoulia ve çok sayıda vatandaşın katıldığı törende 100 zeytin ağacı dikildi…”

 

Ecevit de Türk-Yunan kardeşliği üstüne şiirler yazan “efsane” bir Cehape’liydi: “Sıla derdine düşünce anlarsın / Yunanlıyla kardeş olduğunu / bir Rum şarkısı duyunca gör / gurbet elde İstanbul çocuğunu / Türkçenin ferah gönlünce küfretmişiz / olmuşuz kanlı bıçaklı / yine de bir sevgidir içimizde / böyle barış günlerinde saklı / bir soyun kanı olmasın varsın / damarlarımızda akan kan.” (Ecevit Adında Biri Yahut İkinci İsmet İnönü” (Polemik Yayınları, 1975, İst.) 

 

Irkçı ve komşu düşmanı değiliz. Fakat komşuluklarıyla ve ders kitaplarıyla Türk ülkesini ve milletini hâlâ eski düşman bilen Yunanistanlılar için hatıra ormanı dikmek çok elzem miydi? Ölenler insandır, rahmet dileriz. Ama mesele bu değil, siyasî ve düşünce yapısıdır.

 

Türk ülkesinde Cehape Belediyesinin yapacak başka bir işi kalmadı mı? Cehape kafası işte! Huyu değişmez. “Ramazanda rakıyı halka göstermeden için…” diyen bir siyasî parti bu memlekette yer tutar mı?

Cehape’nin şu şenî fiilini söyleyemeden mi geçelim? İftira atmıyorum,10 Ocak 2019 tarihli gazeteler yazıyor:

 

“Cehape’nin Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı ahlâk dışı belediyecilik karnesinde eşcinsel kotaları, cinsiyetsiz-karışık tuvaletler gibi skandallar yer alıyor. Mahalle komitelerine 5'te 1 oranında (hâşâ huzurdan) LGBT lezbiyen, gay, biseksüel, transeksüel kotası getirmiş ve bu ahlâksız uygulamaya Cehapeli köylüler ‘Nereden bulacağız bu kadar eşcinseli’ şeklinde isyan etmişti. (…) Başkanlığı döneminde 2017' nin yaz aylarında düzenlediği Nilfest’te cinsiyetsiz tuvalet uygulamasıyla da tepkileri üzerine çekmişti.”

 

Cehape’lilere düşman falan değilim. Akılsızlıklarına, bu ülkenin tarih ve kimliğine lakayt ve bigane oluşlarına kızıyorum. Cehape’nin Beylikdüzü eski Belediye Başkanı, şimdiki İstanbul başkan adayı olan kişinin 2017 yılı 19 Mayıs’ında “Yaşam Vadisi” adlı parkta KKTC’nın kuruluşunu anlatan Rauf Denktaş heykelinin alt kısmına devrin ileri gelenlerinin heykeliyle birlikte Kıbrıs Türk katliamının elebaşı Makarios’ın heykelinin de yer aldığı abideyi diktirmesi nasıl bir zihniyettir hatırlatınız.  Aynı cehapeli başkan o yıl 15 Temmuz kahramanı Ömer Halisdemir’in adının bir caddeye verilmesine karşı çıkmıştı…  Cehapeli’den başka ne beklenir?

 

Yeni Çağ Gazetesinde bir yazar (09 Aralık 2018) tarihinde) “Dünya'nın 2 devlet kuran partisi: CHP” başlıklı traji-komik bir yazı yazmış. Hem dinimizden, hem meşrebimden değildir diye kahkaha atmadım. Fakat hiç gülesim yokken “Şu tesbite bak, bu yaşta bu zekâ…” diyerek ince bir şekilde güldüm:

 

“Mustafa Kemal Atatürk’ün 9 Eylül 1923’de Cumhuriyet Halk Partisi’ni (Chp) kurması ile Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kuruluşunu Chp gerçekleştirdi… CHP lideri merhum Bülent Ecevit'in, ‘Ayşe tatile çıksın’ talimatı ile Kıbrıs Türk'lerine yeni bir devlet kurmalarının ilk adımı atıldı. Kıbrıs Türk Federe Devleti Meclisi, 15 Kasım 1983 tarihinde oybirliğiyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni ilan etti.”

 

Bu nasıl bir zekâ? Fikir üstü sillelerim havada, kendimi zor tutuyorum… Siz söyleyin lütfen! Türk devletini Cehape mi kurdu gerçekten? Bu yazıyı yazana ne diyelim, Allah zihin açıklığı ve akıl versin…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.