Hüseyin Yılmaz
ÇÂĞIN ÇAĞRISI
Ya Rabbi! Müttefik düşmanları sars, onları bozguna uğrat ve hezimete mahkûm eyle. Mazlum ve mağdur coğrafyalardaki Müslüman kardeşlerimize yar ve yardımcı ol. Kâfirleri birbirine düşür; güçlerini zayıflat, kuvvetlerini akamete uğrat ve aralarından Müslüman kardeşlerimizi selamete çıkar. Bizleri tut, düşmanlarımıza fırsat verme. Bize zafer ihsan eyle, düşmanlarımıza imkân verme.
Önümüzden, arkamızdan, sağımızdan ve solumuzdan kuşatıldığımız bu cenderede; düşmanlar eksiğimizi, açığımızı kollarken, sıkıntıya düşmemizi beklerken ve bizleri bir kaşık suda boğduklarını zannederken, bizler tekrar imanımızdan aldığımız kuvvetle daha çok çalışarak ayağa kalkıyoruz.
Üzerimize düşen görevleri samimiyetle yerine getirerek yolumuza kararlılıkla devam ediyoruz. Bilge insan Muharrem Nureddin Coşan Hocamızın ifade ettiği gibi: "Yaratılış gayeni bil ve gereğini yap." Bizler de yaratılış gayemizin bilincinde olarak ve bunun gereğini yerine getirmek için durmaksızın çalışıyoruz.
Fakat düşman çetin, zalim ve son derece donanımlı. Bizler ise bu teyakkuz halindeki güce —hemen yanı başımızdaki Yunan’dan, coğrafyamıza kasteden İsrail’e kadar tüm tehditlere— karşı amansız bir gayret içerisinde olacağız. Durmadan yeni yöntemler ve stratejiler geliştirecek, kendimizi ve toplumumuzu sadece tek bir alanda değil, hayatın her alanında güçlü kılmak için topyekün bir mücadele vereceğiz. Evlatlarımızı hem manevi değerleriyle donanmış hem de 21. yüzyılın yetkinliklerine sahip çift kanatlı bireyler olarak yetiştirmek için var gücümüzle çalışacağız.
Gün, sadece "elimden geleni yapıyorum" deme günü değildir; zira bu çağ, o çağ değildir. Bu çağ; elimizden gelenin fazlasını ortaya koyma, üzerimize düşen sorumluluğu aşarak her yöntemi, her tekniği ve her imkânı sonuna kadar seferber etme çağıdır. Düşeceğiz, kalkacağız. Başımıza olmadık işler gelecek; fakat durmadan, yılmadan ve yorulmadan yolumuza devam edeceğiz. Çağın gereklerini kuşanacak, çağın gerisinde kalmayıp önünden gidecek ve zamanın Fatih’leri olacağız.
Hz. Ali Efendimizin "Evlatlarınızı kendi yaşadığınız çağa göre değil, onların yaşayacağı çağa göre yetiştirin" rehberliğine kulak vereceğiz. Evlatlarımızı; maddi ve manevi ilimlerle teçhiz edilmiş, iç huzurunu ve karakterini kazanmış tam donanımlı bireyler olarak geleceğe hazırlamak için var gücümüzle gayret göstereceğiz.
Düşmanın hedefinde doğrudan evlatlarımız ve aile yapımız var. Bizi içten çökertmeye gayret ediyorlar; teknolojiyi ve dijital imkânları birer menfur araç olarak ellerinde tutuyorlar. Ancak ümitsizliğe düşmek yok; bilmeliyiz ki:
"Rabb'im isterse sular büklüm büklüm burulur,
Sırtına Sakarya'nın Türk tarihi vurulur."
Bu sarsılmaz inançla; tehlikeleri önceden sezen proaktif bir şuurla ailemizi ve evlatlarımızı kurulan bu zalim tuzaklardan, menfur saldırılardan koruyacağız.
Çocuklarımızı hem çağın teknik ve bilimsel birikimiyle hem de köklü değerlerimizle donatılmış çift kanatlı bireyler olarak yetiştirmek mecburiyetindeyiz. Bu mücadelede anne, baba, çevre ve toplumsal imkânlar olarak üzerimize düşen her sorumluluğu eksiksiz yerine getireceğiz. Sadece çocukların maddi ihtiyaçlarını karşılamanın, üstlerine elbise alıp ceplerine harçlık koymanın yetmediği, bu yöntemle sonuca ulaşılamadığı günümüz Türkiye'sinde açıkça görülmektedir. Bizim yapmamız gereken; evlatlarımızın zihnini bilgiyle, ruhunu maneviyatla, kalbini ise şuur ve gayeyle besleyen köklü bir eğitim ve aile anlayışını bizzat hayata geçirmektir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.