VENEDİK’TEN TEFEKKÜR NOTLARI -2-

Hüseyin Yılmaz

Nisan ayının o latif havasında, Venedik’in vakur binaları arasında feribotla süzülürken insan kendini başka bir âlemin kapısında buluyor. Camdan dışarı baktığınızda; yorgun ama asaletini hâlâ muhafaza eden yapıların, aslında birer hayatta kalma anıtı olduğunu hissediyorsunuz. Çünkü burası yalnızca kanallardan oluşan bir şehir değil; insan aklının, sabrının ve azminin suyla imtihanından doğmuş büyük bir medeniyet.

Bu suların üzerinde ilerlerken düşünmeden edemiyor insan… Şu an ihtişamıyla yükselen o binalar aslında toprağın üzerinde durmuyor. Asırlar önce Venedikliler, karşı kıyılardan taşıdıkları milyonlarca meşe ve kızılağaç kütüğünü bataklığın derinliklerine çakarak bu şehri inşa etmişler. Su altında hava ile temas etmediği için çürümeyen, aksine taşlaşıp güçlenen o görünmez direkler, bugün hâlâ koca bir medeniyeti ayakta tutuyor.

İnsanın aklına ister istemez iman geliyor… Hayatta bizi taşıyan şey de çoğu zaman dışarıdan görünen ihtişam değil; kalbimizin derinliklerine sabırla yerleştirdiğimiz sarsılmaz inanç direkleridir.

KAYBOLMANIN HİKMETİ

Venedik’in dar sokaklarında yürürken bazen tabelaları takip etmeyi bırakmak gerekir derler. Çünkü en güzel manzaralar, insan plan yapmayı bıraktığında karşısına çıkar. Ancak asıl mesele, dünya labirentinde kaybolurken ahireti unutmamaktır.

Bizler bu hayatın içinde sadece birer yolcu değiliz. İyiliğin, güzel ahlakın ve hakikatin taşıyıcısı olmakla mükellefiz. Tıpkı cansız maddeleri harekete geçiren bir katalizör gibi, bulunduğumuz her yerde hayra vesile olabilmek esas vazifemizdir.

ZAMANIN ÇAN SESİ

Kanal boyunca ilerlerken karşımıza çıkan görkemli Saat Kulesi, zamanı adeta insanın yüzüne vuruyor. Tepesinde biri yaşlı biri genç iki figürün çana vuruşu, ömrün nasıl sessizce akıp gittiğini anlatıyor. Rivayete göre bu eşsiz saati yapan ustaların gözlerine, bir daha benzerini yapamasınlar diye mil çekilmiş.

İnsanoğlunun dünyalık hırsı bazen gerçekten kör edici olabiliyor.

Oysa Venedik tarih boyunca ticaret zekâsıyla öne çıkmış bir şehir oldu. Hatta savaşların ve Haçlı seferlerinin ortasında bile ticaret yollarını açık tutmayı başardı. Eğer bu maharet hakiki bir hidayetle buluşsaydı, belki de insanlık adına çok daha büyük hayırlara vesile olabilirdi.

VEBA, ŞÜKÜR VE İNSANIN ACZİ

1576 yılında şehri kasıp kavuran büyük veba salgınının sona ermesinin ardından inşa edilen Il Redentore, insana başka bir hakikati hatırlatıyor: En çaresiz anda sığınılacak tek kapı Rabbimizin kapısıdır.

Bir zamanlar altımızdan akan bu sular, altından daha kıymetliydi. Çünkü ipekler, baharatlar ve nice değerli hazineler bu kanallardan geçiyordu. Fakat bugün biliyoruz ki gerçek zenginlik; malda, mülkte ya da ticarette değil, insanın heybesinde biriktirdiği güzel ahlaktadır.

ASIL MESLEĞİMİZ

Bu şehirde her bina bir kitap sayfası, her kanal uzun bir bölüm gibi insanın önünden akıp gidiyor. Sokaklarında yürürken, merhum Muharrem Nureddin Coşan’ın “İnsan kullanım el kılavuzunun, mesajın izlerini takip et” çağrısı insanın içine işliyor.

Artık dünya küçük bir küresel köy hâline geldi. İnsanlık ise büyük güçlerin hegemonyası altında yön arıyor. Böylesi bir çağda bizim görevimiz; ayrışmayı değil kardeşliği, çatışmayı değil merhameti, sömürüyü değil adaleti temsil eden bir nizamın habercisi olabilmektir.

Unutmamak gerekir ki bizim asıl işimiz yalnızca doktorluk, öğretmenlik ya da avukatlık yapmak değildir. Müslümanlığı en güzel şekilde yaşayabilmek, insanlığa örnek olabilmek bizim esas mesleğimizdir.

Biz bu mesleği hakkıyla yerine getirdiğimizde, tıpkı Hendek Savaşı sırasında Efendimiz’in (sav) müjdelediği fetihler gibi, nice maddi ve manevi kapılar da ardına kadar açılacaktır.

SU GİBİ AKAN HAYAT

Venedik’in suları nasıl durmadan akıyorsa, hayat da aynı şekilde akıp gidiyor. Mühim olan bu akış içinde kaybolmak değil; suyun altındaki o görünmez kütükler gibi ardımızda sağlam eserler, güzel ahlak ve insanlara hidayet vesilesi olacak izler bırakabilmektir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.