Roma Notları -7- (Vatikan’da Huzurda)

Hüseyin Yılmaz

Roma ile ilgili tefekkür yolculuğumuza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Tarihin akışını, insanlığın hâlini ve en önemlisi kendi varoluş gayemizi bir kez daha muhasebe ediyoruz. Bu muhasebe ruhumuzu sarıp sarmalamışken gönül istiyor ki iyilerle birlikte, sevgiyle Allah’ın dininin yardımcıları olalım; yaratılış gayemizi bilerek kulluğumuzun gereğini layıkıyla yerine getirelim. Biz bu niyetle yollara düşmüşken, asırlar öncesinden Hazreti Ömer Efendimiz’in dostlarıyla yaptığı o muazzam sohbet düşüyor zihnime.

Hazreti Ömer Efendimiz, arkadaşlarıyla birlikte otururken soruyor:

“Eğer elinize bir imkân geçse ve yapacağınız bir duanın Allahu Teâlâ tarafından kabul edileceğini bilseniz, ne isterdiniz?”

Tarihimizde ve kültürümüzde çok iyi bilinen o meşhur sohbette, oradakilerden biri:

“İsterim ki şu ev dolusu altınım olsun da onu Allah yolunda harcayayım.” diyor.

Bir diğeri ise:

“Şu ev dolusu mücevherim, ipeğim olsun da Allah yolunda sadaka olarak dağıtayım.” diyerek başka temennilerde bulunuyor.

Sıra Hazreti Ömer Efendimiz’e geldiğinde yanındakiler:

“Ey Ömer, peki sen ne istersin?” diye soruyorlar.

Hazreti Ömer Efendimiz ise o sarsıcı cevabı veriyor:

“Ben ise Ebû Ubeyde bin Cerrâh, Muâz bin Cebel, Mus‘ab bin Umeyr ve Hâlid bin Velid gibi iman ve adanmışlık abidesi adamlarla dolu bir evim olsun isterim. Onları Allah’ın dininin tebliğcileri ve yardımcıları olarak oraya buraya göndereyim; dîn-i mübîn-i İslâm’ı onlarla yücelteyim…”

Yoldan önce yoldaş… İnsan tek başına bir hiçken, hayırlı bir yoldaşla koca bir ümmet olur. Rabbim ümmet-i Muhammed’e, bizlere hayırlı yoldaşlar nasip etsin.

Ben de kendi adıma Rabbime samimiyetle şöyle dua ediyor ve Efendimiz’in (sav) müjdesine sığınıyorum:

“Rabbim, bana unuttuğumu hatırlatacak, saptığımda elimden tutacak hayırlı ve sadık bir yardımcı ihsan eyle.”

Nitekim Sevgili Peygamberimiz de liderlikte ve idarede hayırlı yardımcının önemini şu hadis-i şerifle beyan buyurmuştur:

“Allah bir idarecinin hayrını murat ederse, ona dürüst ve hayırlı bir yardımcı (vezir) verir. İdareci bir şeyi unuttuğunda ona hatırlatır, hatırladığında ise işini yapmasına yardım eder.” (Ebû Dâvûd, İmare, 4)

Bu hayırlı yoldaşlık iklimini, Roma’da iş başı eğitimi yaptığımız okulda bir kez daha hissettik. Öğle vaktiydi. “Biz namaz kılalım.” dedik. Sağ olsunlar, bizimle özel olarak ilgilendiler; ibadetimize hürmet edip bize güzelce bir yer hazırladılar. Hatta yeşil bir örtü de verdiler. O yeşil örtünün üzerinde, gurbet diyarda namazımızı huzurla eda ettik.

Okuldaki derslerimizi tamamladıktan sonra, ekibin Trevi Çeşmesi’nde (Aşk Çeşmesi) bulunan diğer kısmının yanına doğru gittik. Vardığımızda arkadaşlarımız çeşmenin karşısına kurulmuş, neşeyle sohbet ediyorlardı. Ben de aralarına katıldım.

Otururken çeşmenin üzerindeki devasa heykeller dikkatimizi çekti. İnsan merak ediyor tabii; sembollerin anlamlarını yapay zekâya sorduk. Çeşmenin tam ortasında, büyük bir deniz kabuğunun üzerinde gururla duran deniz tanrısı Neptün yer alıyor. Hemen altında ise denizin hırçın ve sakin iki farklı ruhunu temsil eden, atları dizginlemeye çalışan iki Triton heykeli bulunuyor. Biri huysuz ve hareketli bir atı kontrol etmeye çalışırken, diğeri sakin ve dingin bir atla tasvir edilmiş. Sanatçı, denizin iki farklı yüzünü ne güzel anlatmış. Çeşmenin üst bölümündeki diğer heykellerin ise bolluğu, bereketi ve sağlığı simgelediğini öğrendik. “Kendi efsanelerini dünyaya ne güzel pazarlıyorlar.” diye düşünmeden edemedik.

Çeşmenin yanından ayrılırken namaz vakti geldi. Hemen telefondan arama yaptık. Roma’da bize biraz uzakta bir cami gösteriyordu. Floransa’da da namaz için cami aradığımızda maalesef “Yakınınızda cami bulunmuyor.” cevabını almıştık.

Otobüsle üç durak gittik, indik ve tarif edildiği gibi yürümeye başladık. Bir anda karşımıza o devasa tabela çıktı: Vatikan.

Şaşırdık.

“Allah Allah!” dedik. “Biz namaz kılmaya gidiyoruz; acaba cami Vatikan’ın içinde mi?”

Tabii gönlümüz böyle istiyor; içimiz umut ve heyecanla ürperiyor. Buradaki bazı papazların hidayete erip Müslüman olduğunu duyuyor, buna da ayrıca seviniyoruz.

Biz biliyoruz ki bu koca surlar bir gün kılıçla değil; güzel ahlakla, “Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah” sözlerinin zarafetiyle fethedilecektir. Buna canıgönülden inanıyor ve bir Müslüman Türk olarak bunun gereğini duruşumuzla göstermeye çalışıyoruz.

Harita bizi Vatikan’ın hemen arka sokaklarında mütevazı bir binaya götürdü. Roma’da yaşayan Müslüman kardeşlerimiz, bir binanın alt katında kendilerine mütevazı bir mescit yapmışlar. Orada aşk ile abdestimizi aldık ve namaza durduk.

Aman Allah’ım…

Nasıl bir duygu, nasıl bir güzellik…

Hemen yanı başımızda Vatikan duruyor; ama inanıyoruz ki bir gün buralar da İslam’ın nuruyla aydınlanan merkezlerden biri olacaktır. Allahu Teâlâ’nın evi Kâbe, Peygamber Efendimizin mescidi Mescid-i Nebevî, Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksâ ve işte hemen yanı başındaki Vatikan… Vatikan’ın dibindeki o mütevazı mescitte bir namaz kılmak… Gerçekten tarif edilmesi güç bir his.

Aşk seli almış beni, benden gidiyor…

Mübarek diyarlarda ruhum geziyor adeta.

Alnım secdede, gönlüm âlem-i İslam için dualarda… Dualarda… Dualarda…

Güzellik dalga dalga devam ediyor, elhamdülillah. Dünyanın farklı yerlerinden gelmiş; renkleri, dilleri farklı ama kalpleri bir olan Müslüman kardeşlerimizle omuz omuza saf tuttuk, ikindi namazımızı eda ettik. Ardından dualar, tesbihler ve gönüllerimize işleyen o güzel duygularla mescitten ayrıldık.

Vatikan’a doğru yürümeye başladık. İtalya’da, Roma’nın içinde devlet içerisinde bir devlet: Vatikan… Ayrı bir başkanı, ayrı bir bayrağı ve ayrı bir bütçesi var. Roma şehrinin içinde surlarla çevrili bir alanda yer alan; kendine ait yönetimi, mali yapısı ve devlet başkanı yani Papası bulunan, yüzölçümü ve nüfusu bakımından dünyanın en küçük bağımsız ülkesi ve Katolik dünyasının yönetim merkezidir.

Papa, Katolik Hristiyanların ruhani lideri… Bizler ise onlar için de dua ediyoruz:

“Rabbim hidayet nasip eylesin, hakikati gören kullarından eylesin.”

İnancımızla, dualarımızla ve vakur duruşumuzla, asıl hakikatin kimde olduğunu yaşayarak ve yaşatarak göstereceğimiz o hidayet dolu günlerin özlemiyle…

Selam ve dua ile…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.