Konteyner Kentler Ne Zaman Kapanacak?

Erdal Kır

6 Şubat depremlerinin ardından Kahramanmaraş’ta başlayan yeniden inşa süreci, devletin tüm imkânlarının seferber edildiği büyük bir dayanışma örneği olarak tarihe geçti. Aradan geçen sürede yüz binlerce konutun tamamlanarak hak sahiplerine teslim edilmesi, şehrin yeniden ayağa kalktığının en somut göstergesi oldu. Yeni mahalleler kuruldu, modern konutlar yükseldi, hayat yavaş yavaş normale dönmeye başladı.

Ancak bugün şehirde hâlâ cevap bekleyen önemli bir soru var: Konteyner kentler neden hâlâ boşaltılmıyor?

Depremin ilk günlerinde konteyner kentler hayati bir ihtiyaçtı. İnsanlar evsizdi, kış ortasında barınacak güvenli bir alan gerekiyordu. Elektriğin, suyun ücretsiz sağlanması; vatandaşın yaralarını sarabilmesi için uygulanan mücbir sebep hali son derece gerekli ve insani bir karardı. O günün şartlarında başka bir seçenek de yoktu.

Fakat bugün tablo değişti.

Kahramanmaraş’ta binlerce konut teslim edildi. Yeni evlerine taşınan vatandaşlar hayatlarını yeniden kurmaya başladı. Devletin milyarlarca liralık yatırımıyla yapılan kalıcı konutlar artık kullanılmayı bekliyor. Buna rağmen bazı konteyner alanlarında yaşamın devam etmesi, hem ekonomik hem de sosyal açıdan tartışmaları beraberinde getiriyor.

Öte yandan emlak piyasasına bakıldığında da dikkat çekici bir değişim göze çarpıyor. Sarı sayfada ve sosyal medyalarda yer alan konut ilanlarının sayısının belirgin şekilde arttığı, kiralık daire seçeneklerinin çoğaldığı görülüyor. Deprem sonrası hızla yükselen kira fiyatlarının ise son dönemde ciddi oranda gerilediği ifade ediliyor. Konut arzının artması ve yeni teslim edilen dairelerin piyasaya girmesiyle birlikte kiraların düşmesi, aslında şehirde kalıcı konutlara geçiş için uygun bir zeminin oluştuğunu ortaya koyuyor.

Çünkü konteyner kentler geçici çözümlerdi; kalıcı yaşam alanları değil.

Ücretsiz su ve elektrik uygulaması, olağanüstü şartların bir sonucuydu. Mücbir sebep hali sona ermişken bu uygulamaların süresiz devam etmesi kamu kaynaklarının etkin kullanımı açısından sorgulanmaya başladı. Devletin sunduğu imkânların gerçekten ihtiyaç sahiplerine yönelmesi, sosyal adalet açısından da büyük önem taşıyor.

Bir diğer gerçek ise şehir planlamasıyla ilgili. Konteyner kentlerin bulunduğu alanlar, uzun vadede yeniden sosyal donatı, yeşil alan, eğitim veya ticari alanlara dönüştürülebilecek bölgeler. Bu alanların geçici statüde kalmaya devam etmesi, şehirleşme sürecini de yavaşlatıyor.

Elbette burada hassas bir denge var. Herkes aynı şartlarda değil. Taşınma sürecinde ekonomik zorluk yaşayan, eşyasını tamamlayamayan ya da farklı sebeplerle henüz geçiş yapamayan vatandaşlar olabilir. Bu nedenle süreç bir anda değil; planlı, kademeli ve sosyal desteklerle yürütülmeli.

Ancak şu gerçeği de görmezden gelmemek gerekiyor: Geçici çözümler kalıcı hale geldiğinde hem sistemi zorlar hem de adalet duygusunu zedeler.

Artık Kahramanmaraş için yeni bir eşik zamanı. Deprem sonrası acil dönem geride kaldı; şimdi normalleşme ve sürdürülebilir şehir düzeni dönemi başlamalı. Konteyner kentlerin geleceğiyle ilgili açık bir takvim oluşturulması, hak sahiplerinin net şekilde bilgilendirilmesi ve sosyal destek mekanizmalarının bu süreci kolaylaştıracak şekilde planlanması gerekiyor.

Çünkü şehir yeniden kurulurken yalnızca binalar değil, düzen de yeniden inşa edilir.

Ve bazen toparlanmanın en zor adımı, geçici olanla vedalaşabilmektir.

Allaha emanet olun kalın sağlıcakla Başka bir yazıda görüşmek dileğiyle.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.