KAFAMIZI GÖNLÜMÜZE DOĞRU EĞ…

Hüseyin Yılmaz

Kalbim, Allah!

Bazen insanın bütün dünyadan uzaklaşıp kendi gönlüne dönmesi…

Herkesi anlamaya çalışırken kendimizi, her şeyin peşinden koşarken kalbimizi ihmal ediyoruz. Oysa insanın en uzun yolculuğu, başından gönlüne doğru yaptığı yolculuktur.

Dur! İnsan…

Telaşımızı, yorgunluğumuzu, içimizde biriktirdiğimiz kırgınlıkları bir kenara bırakalım.

Kafamızı gönlümüze doğru eğelim…

Kalbimizin üzerine…

Yum gözünü.

Derin bir nefes al.

Ve içinden, bütün samimiyetinle söyle:

Allah…

Bir daha söyle:

Allah…

Kalbin duysun, ruhun hissetsin:

Kalbim, Allah!

Kalbimiz, Rabbimizin bize emanet ettiği en kıymetli hazinedir. Bir zamanlar tertemiz, dupduru olan bu emanet; dünya telaşıyla, kırgınlıklarla, kibirle, hasetle ve günahlarla zaman zaman gölgelenebiliyor. Fakat kalp bütünüyle kararmış değildir. Bir tövbeyle, bir duayla, samimi bir “Allah” deyişiyle yeniden aydınlanabilir.

Rabbimiz buyuruyor:

“Bilesiniz ki kalpler ancak Allah’ı zikrederek huzura kavuşur.” (Ra‘d, 13/28)

Rabıta-i kalp, kalbi Allah’a yöneltmek, O’nu unutmamak ve sevgisini gönlümüzün merkezine almaktır. Gözlerimizi kapattığımızda Allah’ı hatırlamak güzeldir; gözlerimizi açtığımızda da O’nun rızasına uygun yaşamaya çalışmak daha güzeldir.

Çünkü gerçek zikir, yalnızca dilin tekrarı değil, kalbin uyanık olmasıdır. Allah’ı anan kalp; incitmekten çekinir, haksızlıktan utanır, merhamete yönelir, iyiliğe koşar.

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“Allah sizin dış görünüşlerinize ve mallarınıza bakmaz; ancak kalplerinize ve amellerinize bakar.” (Müslim, Birr, 34)

Öyleyse kalbimizi güzelleştirmek istiyorsak dilimizi de davranışlarımızı da güzelleştirelim. Bir yetimin başını okşayalım, bir mazlumun elinden tutalım, yalnız bir gönle arkadaş olalım, kırdığımız kalpleri onarmaya çalışalım.

Çünkü Allah’ı anan bir kalbin merhameti, mutlaka hayata yansır.

Ya Rabbi!

Kalbimizi tertemiz eyle. Bize dingin, huzurlu ve rakik bir kalp ihsan et. Merhametli, ince ruhlu, başkasının acısını hisseden ve bir gönlü kırdığında huzuru kaçan kullarından eyle.

Peygamberimizin duasıyla Sana sığınıyoruz:

“Ey kalpleri hâlden hâle çeviren Allah’ım! Kalbimi dinin üzere sabit kıl.” (Tirmizî, Deavât, 89)

Allah’ım!

Kalbimizde Senin sevgini, Seni sevenlerin sevgisini ve sevgine ulaştıracak güzel amelleri var eyle. Her nefeste Sana muhtaç olduğumuzu unutturma. Kalbimizi gafletten uyandır, günahlarımızı bağışla, içimizdeki karanlıkları nurunla aydınlat.

Şimdi yeniden gönlümüze dönelim…

Kalbimizin üzerine…

Sessizce dinleyelim onu.

Belki uzun zamandır söyleyemediği bir şey vardır. Belki yorulmuştur, belki kırılmıştır, belki de Rabbini özlemiştir.

Yum gözünü.

Dünyanın sesini sustur.

Kalbinin derinliklerinden yükselen o tek kelimeyi duy:

Allah…

Bir daha:

Allah…

Her nefeste:

Allah… Allah… Allah…

Ya Rabbi!

Kalbimiz her attığında Seni hatırlamayı, her nefeste Sana yaklaşmayı, her adımda Senin rızanı aramayı nasip eyle. Kalbimizi kendi hâline bırakma. Bizi Sana bağlayan işi, arkadaşı, eşi, hayatı yaşat. Gönlümüzü dünya sevgisinin esiri değil, Senin sevgine mazhar eyle.

Kalbimiz Allah desin…

Dilimiz doğruluğu söylesin…

Gözümüz haramdan sakınsın…

Elimiz iyiliğe uzansın…

Yine dilimiz hiçbir kulunu incitmesin.

Kalbim, Allah’la huzur

Kalbim, Allah’la dirilsin.

Kalbim, Allah’la güzelleşsin.

Ah!

Dilim, Allah!

Kalbim, Allah!

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.