Feteyân Dergisi’nin ilk sayısı çıktı!

Feteyân Dergisi yıllar içerisinde çayevlerinde ve kitapçılarda çaylarını içerken dostlukları demlenen bir grup üniversite talebesi tarafından Kahramanmaraş’ta ilk sayısını çıkardı.

Feteyân Dergisi yıllar içerisinde çayevlerinde ve kitapçılarda çaylarını içerken dostlukları demlenen bir grup üniversite talebesi tarafından Kahramanmaraş’ta ilk sayısını çıkardı.

İKİNCİ SAYI EKİM'DE!

Bir grup üniversite talebesi tarafından Kahramanmaraş’ta ilk sayısı çıkan Feteyân Dergisi ikinci sayısını çıkarmak için çalışıyor. Yeni sayı Ekim ayında yayımlanacak.


FETEYÂN DERGİSİ'Nİ ÇIKARAN BU GENÇLER KİMDİR?

NAMLUDAN YENİ ÇIKMIŞ SICACIK KURŞUN GİBİ

Bir tohum filizlendi, bir fidan ekildi, bir yiğit doğdu, bir kurşun firladı namludan, bir şehid cennete yol aldı. Ayasofya açıldı, putlar yıkılmaya durdu, bir diktatör öldü, bin diktatör doğdu, olsun. Bir gül tomurcuklandı, bir kuş uçmayı öğrendi ve bir dergi doğdu tüm bunlar olurken, tüm bunlarla beraber, tüm bunların şahitliğinde. İsmini “Feteyân" koydular, rabbine iman eden "yiğit gençler'e bir cephe açmak için. İbrahim peygamberden hedeflerini öğrendiler ve İmam Kuşeyri'den mânâsını: “Fetâ putu kıran kimsedir. Allah Taâlâ, Adı İbrahim olan bir fetânın onlara nasihat ettiğini işittik. O putları paramparça etmişti (Enbiya 58-60) buyurmuştur.” Gençler okurlardı bu kelimeyi, Yusuf peygamber, İbrahim peygamber ve Mağara Ashabı kıssalarında. İşte şimdi oturmuştu anlamı. İmam Kuşeyri tefsir etmişti onlar için. Çağlar așan, iklimler geçen bir çağrıya kulak verdiler ve çıktılar yola put alanlarından İbrahim gibi geçmek için. Kimdir bu gençler veya biz kimiz? Bir topluluğun kendine “Biz kimiz?" sorusunu yöneltmesi yeryüzünün belki de en zor ameliyesi. Müslümanların birbirlerine mütemadiyen "Kendini bil" öğüdünü vermelerindeki hikmete buradan dokunabiliriz belki. En müşahhas olandan başlayalım: Maraş'ta yıllar içerisinde çayevlerinde ve kitapçılarda çaylarını içerken dostlukları demlenen bir grup üniversite talebesi. Farklı şehirlerde okusalar da "Ne zaman buluşulacak?" sorusunu kendilerine teselli vesilesi kılmış kişiler. Kendilerinden emin, kardeşliklerini yeni bir yolla pekiştirmeye ve yeni yol arkadaşlarına kapılarını açmaya hevesli gönüldaşlar. Biraz da fikre yönelerek Nuri Pakdil'i - rahmet olsun - yardıma çağıralım bu noktada: Yüzümüzü güldüren, bileklerimize yeni güç kazandıran, yüreklerimize bir muştu çarpıntısı getiren oluşum var çağımızda: İslamcı yazarlar... Çağ içindeki ödevlerini anlamış yiğit kişiler. İdeolojiler ülkemizde tartışılan, fikir mahkemesinde sürekli yargılanagelen ve biraz da soğuk karşılanan mefhumlardır. Tartışılmasına tartışılıyor ancak meselesiz, kaygısız, yersiz yurtsuz kısacası bir cephe açmadan yapılan her tartışmayı kaçak dövüş olarak kabul ediyor ve kendimizi İslâmcı çizgide savaşım veren, yüzleşmeye hazır kişiler olarak görüyoruz. Bir cephenin izini sürüyoruz: İki yüzyıl önce, son büyük kâfir istilasından sonra belirginleşen; ihyâ-tecdit-islâh modelini merkeze alan, ümmetçi ve anti-emperyalist bir cephe. Peşînen belirtmeyi gerekli görüyoruz. Şöyle ki: Edebiyatı kendilerine perde kılıp hamâsî ve romantik klişeleri mecmua haline getirenlerden berîyiz. Fikrin ve gerçek edebiyatın devrimci çizgisine tâlibiz. Kapalı kapılar ardından yapılan âfâkî eleştirilerin, “dengeler adına" susmaların ve bugün İslâmcı çizgiden verilen her tâvizin hesabını sormaya geliyoruz. Konformist veya apolitik değiliz. Kelimeleri azık yaptık, fikirlerimizi cephane. Tüfeğimizi omuzladık, namludan yeni çıkmış sıcacık kurşun gibi geliyoruz.

HATIRLATMA: Dergimizi yayına hazırlarken gençlerin ve dergicilerin ağabeyi Asım Gültekin'in vefatı haberini aldık. Okurlarımızdan Asim abinin ruhuna fâtihalar ve yâsinler yollamalarını rica ederiz.

Feteyân Dergisi

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Kültür Sanat Haberleri