Güneş başka doğsun artık üzerimize, bir Şevval sabahı gibi,
Müjdelerle gelin, rahmet olun bu çoraklaşan gönlümüze.
Hani bir yağmur yağar ya Rize’de, hırçın ama bereketli;
Öyle gelin ki, evimiz barkımız, dünyamız şenlensin gelişiyle.
Hoş geldiniz ey zamanın hafızları, ey ümmetin bir taneleri!
Daha dün gibiydi...
Hani o çocuksu asilikleriniz, kırmızı kapüşonlu hırkalarınızla,
Sokaklarda "pıtır pıtır" koştururken her şeyi unutuşunuz.
Zaman geçti işte, akıp gitti parmaklarımızın arasından;
Şimdi büyük şehirlerin yağmurlu gri sabahlarında,
Kutluyorsunuz hayatı, neşeyle ve büyük sancılarla.
İyi ki varsınız, iyi ki doğdunuz bu çağın tam ortasına!
Siz ki Roma’yı fetheden o kutlu damarın mirasçısısınız,
İdealin büyük olsun: Sekiz milyarın hidayeti için çarpsın yüreğin.
Din öğren, dil öğren, gir ALES’e, ter dök YÖKDİL’de;
Ama unutma asıl gayeni;
İ’lâ-yi Kelimetullah’ı dikmektir burçlarına gönül kalesinin...
Yolun açık olsun, melekler yoldaşın olsun her adımda.
Hayatına güzel insanlar rast gelsin, kolaylaştırsın işlerini Rabbim.
Sağlıcakla, afiyetle ulaş o yüksek makamlara hem dünyada hem ahirette.
Maddi manevi niyetin khayır, akıbetin nur olsun;
Coşsun yüreğin, sevgiyle dolsun taşsın!
Hadi bekleşiyoruz... Çalışmalar, kitaplar, niyetler seni bekler.
Sen niyetini sağlam tut, kalbini ferah;
Açılacaktır o kapalı sanılan yollar, emin ol O’ndan.
Yeter ki yorulma, yeter ki vazgeçme kendinden...
Kardeş ülkelerin derdine derman olmaktan
Yeter ki vazgeçme hayallerinden...
Yeter ki dönme bu mübarek idealinden
Yolunuz açık, ufkumuz aydınlık olsun.