Erdoğan, "Eğer 'Diktatör' olsaydım..."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kendisinin "diktatör" olduğunu ima eden Finlandiyalı gazeteciye, "Diktatörün olduğu ülkede herhalde böyle bir soru soramazsınız'' dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kendisinin "diktatör" olduğunu ima eden Finlandiyalı gazeteciye, "Diktatörün olduğu ülkede herhalde böyle bir soru soramazsınız. Diktatörün olduğu bir ülkede o ülkenin başbakanına veya o ülkenin cumhurbaşkanına ailesi dahil olmak üzere sınırsız hakaretin olduğunu göremezsiniz" dedi. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, resmi ziyaret kapsamında Türkiye'ye gelen Finlandiyalı Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde ortak basın toplantısı düzenledi.
97 kişinin hayatını kaybettiği terör saldırısına ilişin geniş bir açıklama yapan Erdoğan ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Finlandiyalı bir gazetecinin "Ne yazık ki bazı vatandaşlar sizden korktuklarını iddia ediyorlar. Daha vahim olanı bazı insanlar Ankara'daki terör olaylarında devletin parmağı olduğunu iddia ediyorlar. Siz bu iddialar için ne diyorsunuz?" sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şunu samimiyetle görmek lazım, diktatörün olduğu ülkede herhalde böyle bir soru soramazsınız. İkincisi diktatörün olduğu bir ülkede o ülkenin başbakanına veya o ülkenin cumhurbaşkanına ailesi dahil olmak üzere sınırsız hakaretin olduğunu göremezsiniz" karşılığını verdi.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'DAN 'DERİN DEVLET' İDDİALARINA YANIT

Demokratik parlamenter sistem içerisinde özgürlüklerin sınırsız yaşandığı ülkenin Türkiye olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Avrupa Birliği üyesi ülkelerin birçoğunda olmayan bu tür talepleri, bu tür etkinlikleri Türkiye'den çok daha etkin bir şekilde yapabilen ülke sayısı nadirattandır, yarışırız onlarla. Ve bunu iddia ile söylüyorum, iddia ile konuşuyorum. Türkiye'de yazılı ve görsel medya, sosyal medya şahsım başta olmak üzere, çocuklarım, eşim başta olmak üzere her türlü hakareti sınırsız bir şekilde yapmaktadır. 13-14 yıllık başbakanlık ve cumhurbaşkanlığım döneminde biz bunları hep sabırla karşıladık, hala da sabırla karşılıyoruz. Şimdi 'derin devlet' deniliyor Cumartesi günü olan hadiseyle ilgili, bu neye göre söyleniyor. Bir tespiti burada açık ve net yapmamız lazım. Fikirle mi konuşuyoruz, bilgiyle mi konuşuyoruz? Eğer fikirle konuşursanız hep yanılırsınız ama bilgiyle konuşursanız bilgide delil vardır, ona saygı duyulur. Gördüğüm o ki bilgiyle değil dedikoduyla konuşuluyor veya bir fikir, bir ideolojiyle konuşuluyor. Zaten sıkıntı burada herhangi bir delile dayanmadan 'iftira at tutmazsa iz bırakır' mantığıyla hareket ediliyor" ifadelerini kullandı.

"DERİN DEVLETİN İZİ VAR' DİYENLER ASLINDA KENDİLERİNİ GİZLİYORLAR"

1 yıl önce Türk halkının yüzde 52 oyuyla cumhurbaşkanı seçildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
"Halkının yüzde 52'sinin oyuyla seçilmiş bir insanı acaba diktatör olarak ilan edenler kimler. Menfaatleri elden gidenler mi, istedikleri gibi hükümet kurup istedikleri hükümet indirenler mi, dışarıdan beslenen, içeride de bu tür hakimiyetlerini tesis edemeyenler mi? Türkiye ekonomide nereden nereye geldi, özgürlüklerde nereden nereye geldi, eğitimde, sağlıkta, adalette, emniyette nereden nereye geldi. Bütün bunların hepsinin ölçüsü bilgi olarak ortada. Ama bütün bunlara rağmen hala bu iftiralara devam ediliyorsa buna benim söyleyecek hiçbir şeyim kalmaz. Bakınız bu denli yazılı ve görsel medyada iftiraları yapanlar rahatlıkla ortalıkta dönüyor, dolaşıyorlar. İşte şimdi bu olayda da 'Bakın hemen burada derin devletin izi var' diyenler aslında kendilerini gizliyorlar. Bunlar ortaya çıkacak. Bakın hemen emniyet, adalet bütün teşkilatlarımız çalışmalarını sürdürüyor ve bu çalışmaların neticesinde bu hangi örgütler tarafından yapılmış, bunlar ortaya çıkacak. Şu anda zaten izler sürülüyor ve bu canlı bombalarla ilgili DNA testleri, bunlar yapılıyor ve istihbarat örgütlerimizin işte şurada daha kısa süre önce yaptıkları açıklamalarla yurtdışından ülkemize gelen bölücü terör örgütünün mensubu bazılarının eylem yapmaya hazırlandıkları bu tweetler filan da zaten açıklandı. Bunların hepsi ortaya çıkacak ama biraz tabii ki sabırlı olmak gerekiyor. Şu anda DNA testleri üzerinde duruluyor. Bunlarla beraber bu çalışmalar sürdürülüyor. İnanıyorum ki neticesinde bu haince eylemi kim yaptı, bunları da birlikte göreceğiz."

"EL OVUŞTURMADAN NETİCEYE GİTMEMİZ LAZIM"

Terör saldırısının ardından ortaya atılan "ihmal" ve "istihbarat zaafiyeti" olduğu yönündeki iddialar hatırlatılarak "Bu iddialardan yola çıkılarak iki bakanın istifası isteniyor, sizce istifa gerekli mi?" sorusuna yanıt veren Erdoğan, "Bu tür faaliyetlerin içerisinde özellikle terör ve terörle mücadele noktasında hiçbir zaafiyetin olmaması iddiasını ben tabii çok yüksek tonda bir yaklaşım olarak görürüm. Muhakkak ki bir hata bir eksiklik bir yerde vardır ama bunun boyutu ne kadardır, bunlar da incelemeler esnasında ortaya çıkacaktır. Burada el ovuşturmadan öncelikle bizim neticeye gitmemiz lazım. Bütün bu DNA testleri vesaire niye yapılıyor? Bunları tespit edebilmek için yapılıyor. Bu DNA testleri yapılırken günler öncesine, haftalar öncesine gidilip istihbarat örgütünün vermiş olduğu ülkemize girerek ülkemizde değişik eylemlerde bulunmaya yönelik bazı hazırlıkların yapıldığı ki bu Suriye kaynaklı olduğuna dair burada bazı istihbaratlar var. Tabii istihbarat örgütü bize taşır, bunu nereden alır? Zaman zaman dinlemelerden alır zaman zaman insani istihbarattan alır, teknik takip ile bunları yakaladıkları olur. Birçok bunların yolları, yöntemleri var. Bu çalışmaları yapmak suretiyle bu tür adımlar atılmıştır" ifadelerini kullandı.

"HEMEN İSTİFA MEKANİZMASINI ÇALIŞTIRMA ANLAYIŞI DOĞRU BİR YAKLAŞIM DEĞİL"

"Bazı eksikler var mıdır, yok mudur bütün bunların sonunda eksiklerimiz nerede, nasıl bunu yaptık... Bunların üzerine ayrıca gidilecektir" diyen Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:

"Biz de arkadaşlarımızla bunun çalışmalarını, görüşmelerini yaptık ve bu çalışmalar daha da geliştirilerek devam ediyor. Fakat bir şeyi söylemem lazım, arkadaşlar her bu tür olayda hemen istifa mekanizmasını çalıştırma anlayışı doğru bir yaklaşım değildir. Eğer siz her bu tür anlayışta hemen 'İstifalarını versinler' yaklaşımıyla yaklaşırsanız burada bir şey ortaya çıkar. Arkadaşlar biz devlet yönetiyoruz ve insanız. Hepimizin hatası olabilir eğer bunu söyleyenler kalkıp da istifa mekanizmasını bu kadar kolay çalıştırıyorlarsa bir siyasi partiye genel başkan niye olunur? O siyasi partiyi iktidara taşımak için olunur. Ama siz bir siyasi partiyi iktidara taşıyamıyorsanız peki size birileri 'Hadi istifa et' dediği zaman niye istifa etmiyorsunuz? Başarılı olmak zorundasınız, niye başarılı olamadınız. Bunlar için istifa söz konusu değil ama orada yüzde yüz başarı bekliyor. Yüzde yüz başarılı olamayabilir. Ama burada bazı şeylerin de yerli yerinde hakkını teslim etmek lazım. Bizim şu anda üzerinde durulan bu arkadaşlarımız Türkiye'nin dört bir yanında terörle mücadelenin kavgasını veriyor. Gerek İçişleri Bakanımız olsun gerek Adalet Bakanımız olsun, bunlar koşturuyorlar, takip ediyorlar, böyle bir mücadeleyi veriyorlar. Diğer taraftan valilerimiz, emniyet genel müdürlerimiz bu mücadelenin şu anda içindeler. Hemen istifa ile çözüm bulamazsın. Nerede eksiğimiz var önce bunu dört dörtlük bir tespit edelim ha ondan sonra gerçekten burada bir görevi ihmal söz konusuysa o zaman zaten atılması gereken adımı başarı için Başbakan da atar, ilgili diğer birimler de atar. Bundan kimsenin şüphesi olmasın." 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Siyaset Haberleri