Darbeci generallerin çöküşü

Ahmet Doğan İlbey

Rabbim, fakiri ve dostum İsmail Göktürk’ü yalancı çıkarmadı. Yıllar önce demişti: “Göreceksin, bu ülkede generaller de yargılanacak…”

Sonunda o kutlu gün geldi, darbeci generallerin çöküşü başladı. Bir nas yıkıldı ve generallere dokunuldu. Darbecilik cürmünden dolayı onlarca general yargılanacak.

Generaller yargılanamaz, onlar tanrı-devlettir, yargılanmaktan, hesap sorulmaktan masundur, Cumhuriyetin bizatihi kendisidir düşüncesi “kartondan kaleler gibi yıkıldı.” Nihayet darbeci generallerin yekûnu mahkûm oldu.

GENERALLER DE HAPİSLİĞİ TADACAK

Darbeci generallerin çöküşüne ve mahkûmiyetine kim inanırdı? Yüzleri aşağıda mahkemeye götürülecek ve hegemonyalarının sonu gelecek.

Darbeci generaller inkıraz geldi, tek tek yargılanıyor, mahkeme kapılarına getiriliyor, omuzlarındaki zorba yıldızlar yerlerde sürünüyor, gazetelerde manşetler atılıyor:

“Şüpheli generaller gözaltına alındı”, “Darbeci generaller tutuklanıyor”, “Onlarca general hükümeti yıkmak üzere gizli plânlarıyla birlikte gözaltına alındı”, “Hava generali ve amirallerden bazıları darbeye teşebbüsten mahkûm oldu...”

GENERALLERİN HEZİMETİ

Bir zamanlar bu ülkede zulümkâr generaller hükümferma idi. Millet generallerin postalları altında eziliyordu. Generallerin kıyameti başladı, gazel yaprağı gibi dökülüyor. Generallerin karşısına “örümcekli kafalılar ve gericiler” dediği millet çıktı bu kez.

Darbeci generallere göre Türk milleti henüz rüştüne ermiş değildi. Siyasetçiler ve sivil toplum kuruluşları milleti kandırmaktaydı. Milleti daima vesayet altında tutmak gerekti. Ülkeyi “bin yıl” generaller oligarşisi idare etmeliydi.

Baskı ve zulüm üstüne kurulu vesayet rejiminde ezilen milletin ahı tuttu. İhtişamlı (!) iktidarlarında hak ve adâlet, sevgi ve merhamet yoktu. Zulüm ve laikçilik, Kemalizm ve lâ-dinilik vardı. Ülke onların vesayet ve egemenlikleri altında inim inim inlerdi.

1923 sonrası şedit devrimlerle oluşturulan ihtişamlı dönemlerinde generaller “tek şef” idi. İdeolojik ihtişamlarına gölge etmek kimsenin haddi değildi. Halk ayağı çarıklı fasa fisoydu. Din-i mübin ortaçağ kafasıydı ve ezilmeliydi.

Yeni din ve rejim Kemalizm’di. 27 Mayıs 1960 darbesinde generaller kanla beslenmiş ihtişamlı (!) yıllarında “tanrısal” güçlerini daha da artırdılar. Anayasayı, parlamentoyu, senatoyu kendi elleriyle yazıp oluşturdular. Kanlı darbeye imza atan Millî Birlik Komitesine ve 27 Mayıs Kurucu Meclis üyelerine milletin bütçesinden ölünceye kadar maaş ve imtiyazlı vatandaşlık statüsü bağışladılar

Generallerin iktidarı kan ve darbe üstüne yükseliyordu. Kendi aralarında kıskançlık krizine kapılan generaller 1971 Muhtırasıyla gücü azalan kanlı hegemonyaları tahkim ettiler. 12 Eylül 1980’de anarşi kurbanı on binlerce ölünün ve tutuklunun kanı üstüne kanlı iktidarlarına yeniden kavuştular. EY

DARBECİ GENERALLAR! ZORBA SALTANATINIZA SON VERİLİYOR

Darbeci generaller, imtiyazlarını, zorba ihtişam ve sahte asâletlerini kaybediyorlar. Generallerin çehresi balmumu Firavun maskı gibiydi. Rütbelerindeki yıldızlar eskiden olduğu gibi zorbaca parlamıyor.

Kötülüklere ve zulme batmış apoletlerini kanun adamları söküyorlar. Zorba saltanatlarına ve hegemonyalarına son verildiği hükmü yüzlerine okunuyor.

Allah’ın da bir hesabı vardı.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.