Müfredatı gerçekleştirecek ve ona can verecek olan yegâne güç öğretmendir. İyi yetişmiş, donanımlı öğretmenlerin olduğu bir eğitim sisteminde çerçeve müfredat fazlasıyla yeterlidir.
Zira "müfredat" kelimesinin kökü "fert"ten gelir. O fert, gözümüzün nuru olan çocuktur; onun içinde saklı olan o eşsiz cevherdir. İşte o cevheri işleyip muazzam bir mücevhere dönüştürecek asıl oyuncular ise öğretmenlerdir. Bizler bu büyük sahnede ancak birer rehber olabiliriz. Unutmayalım ki; şahsiyeti, ancak şahsiyet bina eder. Bizim vizyonumuzun ana aktörü öğretmendir; öğrencilerimiz ise bizim asla taviz vermeyeceğimiz kırmızı çizgimizdir.
Bizler, sadece bir memuriyet görevi dışında bir ideali gerçekleştirmek, özlemini duyduğumuz o kutlu hedefe kavuşmak için çalışan adanmış insanlarız. Eğitimde bir başarı hikayesi yazmak zorundayız. Temel sorunumuz aslında bir imkân değil, bir zihniyet meselesidir. İstiyoruz ki; insan merkezli, öğretmen temelli, kavramda evrensel, uygulamada yerli ve milli, esnek, beceri ve duygu odaklı bir eğitim öğretim yapalım.
Bu güzel iklimin bir parçası olarak, bir dönemde kültürel, sanatsal ve sportif alanlarda en az bir faaliyete her bir öğrencimiz mutlaka katılabilmeli. Mesela dönüp kendimize soralım: Okul kulüplerimizde yapılan faaliyet sayımız kaç? Bu anlamda okulumuzda en üst düzeyde sosyal etkinlik yapmak gerekiyor; çünkü bizler sadece akademik başarıya sıkışmış zihinler değil, hem kalbi hem aklı selim olan, ilimle irfanı birleştiren çift kanatlı bireyler yetiştirmeliyiz. Tek kanatla hedefe varılmaz; çocuğun bir kanadı akademik bilgi ve beceriyse, diğer kanadı estetik, spor, sanat ve ahlaktır. Öğrencilerimizi sadece test kitaplarının arasına hapsetmeyip, onları sosyal etkinliklerin o geniş ve özgür iklimiyle buluşturarak hayata tam anlamıyla hazırlamak en büyük sorumluluğumuzdur.
Ne yazık ki bazen kükürdü koklamadan kimya, mikroskoba dokunmadan biyoloji, bir ampul yakmadan fizik anlatıyoruz. Ve öyle bir hale geldik ki; adeta anlamamak ayıp, sormak yasak, eleştirmek suç... Einstein’ın da belirttiği gibi:
"Büyük zekalar, sıradan ruhlar tarafından engellenmiştir."
Bütün çocukların bir kavramı aynı yöntemle kavrayacağını varsaymak, bu çocukların hepsinin aynı bedende elbise ve ayakkabı giyeceğini varsaymak kadar gerçekten uzaktır. Küçük yaşta önüne sadece bir dünya küresi koyarak bütün coğrafyayı öğrenmelerini sağlayabiliriz.
Kıymetli meslektaşlarım, bu eğitim hikayesinde ana aktör sizsiniz. Siz ne kadar güvenli, ümitli ve inançlıysanız; sezgileriniz, tahminleriniz veya tercihleriniz de o kadar isabetli olur.
Büyük niyetlerden çekinmeyin; çünkü bilirsiniz ki kötü niyet iyiliği bile kötüleştirir. Hayatın değişimi ise süreksiz, ani ve güçlü hareketlerle değil; sürekli, yavaş ve sakin hareketlerle gerçekleşir. Başarıyı getirecek olan da bu sürekliliktir.