Adımıza Müslüman desinler, ayıp olmasın 

Mehmet Ali Öztürk

Hanımefendinin biri davetiye göndermiş, doğan çocuğu için mevlit okutturacakmış. Doğana mevlüt, düğüne mevlüt, ölene mevlüt. Ne mevlütmüş ama. Rahmetli Süleyman Çelebi'ye savaş açmak gibi bir niyetim yok. Kitabın içerisindeki abartılara, uçmalara, kaçmalara girmeyeceğim. Derdim belli. Artık müslümanlık denilince akla mevlitler, kandiller, Cumalar, bayramlar, yatırlar, yediler, kırklar, elli ikiler gelir oldu. 
İslamın bir yaşam biçimi olduğu unutuldu. Tek yaptığımız, adımıza müslüman denilmesini sağlamak ve asr-ı saadetle, sahabeyle, evliyayla övünmek. Onları da öyle bir anlatıyoruz ki, dinleyenlerin islam algısı allak bullak oluyor. Ortaya; yaşanma ihtimali olmayan, rüyalarda ve filmlerde görülecek, masala benzeyen müslümanlık çıkıyor. Sonra da; gençler kaçıyor, tüccar uçuyor, siyasetçi tutuyor gibisinden cümleler kuruyoruz. 
İslamın normal görünmesini sağlamadan, müslümanlığın yaşanmasını sağlayamazsınız. Elbette çağa ayak uyduracağız. Ama bu çağdaşlık, müslüman kimliğimizle olacak. Günlük hayatımızda islamın dokusu ve kokusu olacak. Trafiğini, doğumunu, ölümünü, düğününü, ticaretini, kıyafetini, nezaketini, mesaini, filmini, dizini, müziğini, klibini vs. yaşantındaki sahneleri, islamla boyamadan islamı yaşamaya çalışırsan, elinde sadece kandiller, cumalar, mevlitler, kerametler, dervişler kalır. 
Din, sadece camide konuşulan, camide icra edilen, dışarılarda görülmesi ve yaşanması neredeyse imkansız olan bir sektör gibi görülmeye başlandı. Bilerek sektör diyorum. Dinciler türedi. Bir kısmı o sektörden para kazandı, bir kısmı güç kazandı. Daha ileri gidenler oldu, onlar da terörist ve hain yetiştirip ülkemizin başına bela ettiler. 
"Din, Allah ile senin aranda, kimseyi ilgilendirmez" diyen bir müslüman gördüğümde şaşırıyorum. Adaletinle, kul hakkına titizliğinle, nezaketinle, merhametinle topluma hissettirmediğin dinin bana ne gereği var? Başına çalınsın o din. 
Toplumda normal görülen ama islama çok uzak olan davranışlarla ilgili bir kaç müsüman dışında kimse kaygılanmıyor. İslama yakışmayan konulara kimse savaş açmıyor. Bu da yanlış yapanların cesaretinin artmasına sebep oluyor. Dolayısıyla, bozuk yaşantı, normalmiş gibi görülüyor.
İslam dini, şeffaftır, kolaydır, herkesin yaşayabileceği ve hayatını tanzim edeceği şekilde sadedir. Gösterişten ve bütün hurafelerden uzaktır. İçerisinde müjdeler doludur. 
Bizim dinimiz, hiç kimsenin tekelinde değildir. Siyaset, STK lar, tarikatler, şahıslar, islam adına konuşamazlar, onu yüceltmeye çalışamazlar. Onu samimi olarak yaşayanlar, yücelirler. Onunla savaşanlar mutlaka kaybederler. Ticaretine, siyasetine, işine onu alet edenler, eninde sonunda hüsrana uğrarlar. 
Müslüman yetiştiriyorum diyerek, kapısına kul yetiştirenlerin şerrinden Allah'a sığınırım.
 Müslüman, Allah'tan başka hiçbir şahsın önünde eğilmez ve hiç kimseyi hatasız görmez. Bu sebeple müslüman, fanatiklikten, ifrattan, tefritten, beyin tutulmasından, korunmuş insandır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.